.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
     
 
 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
YÖRESEL ADET VE TÖRELER:

 

Yağmur Duası: yağmurların yağmadığı zamanlarda Çamdede mevkiine çıkılarak kurban kesilir. Büyük kazanlarda etli bulgur pilavı pişirilir. Ve orada dua yapıldıktan sonra yenilir. Köylü çoluk çocuk tamamen iştirak eder.

 

Congulus gezme:(Sayı)

Dede hesabında Gücük ayı yani şubatın ortalarında koyunların karnındaki yavruların canlanma vaktidir. Canlanmasına yardımcı olmak için çobanlar bir araya gelerek iki kişiye bayan elbisesi giydirir, her taraflarına zil, çıngırak takılır. Başlarında da her tarafını postla kaplamış Dede Korkut hikayelerindeki dev gibi congulus baba durur. Oynayarak, dümbelek çalarak sürü sahibinin evine varırlar ve ağılın yakınında gürültü yaparak oynarlar ki sebebi gürültüden korkan koyunların ana rahminde kuzular canlansın. Sürü sahibinden bahşiş alır ve başka haneye giderler. Bu gelenek her yıl düzenlenir.

 

Çiğdem Gezme: Baharın ilk müjdecisi çiğdemdir. Küçük çocuklar havaların ısınmasını fırsat bilerek doğru dağa koşarlar. Topladıkları çiğdem ve nevruzları birleyip (demet yapmak) ev ev gezerek ikram eder ve baharı müjdelemiş olurlar.

Çiğdem çiğdem çiçecik

Ebem oğlu köçecik

Çiğdem geldi yapıya

Yağ çıkarın kapıya

Yağ olmazsa bal olsun

Oğlun uşağın sağ olsun

Kız çatlasın ölsün

Oğlan bize yoldaş olsun

Hane sahibi de çocuklara bahşiş verir.

 

Leylek gelmesi: Leyleğin gelmesi de bahara bir işarettir. Hacı leylek diye bilinen, kutsal sayılan bu hayvanın her köyde bir yuvası vardır. Uğur sayılır ve saygı duyulur. Bu hayvan uzun gagalarını birbirine vurarak geldiğini belli eder. Bunu duyanlar eline bir yumurta alarak ayvan gübrelerinin yığılı olduğu ‘bokluk' denilen yerden yuvarlarlar. Bazı köylerde de henüz yürüyemeyen çocuklar yuvarlanır.

 

Mantuvar Kurmak: Köyün genç gelinleri ve kadınları bahar ayında bir araya gelerek ot, su ve çiçek gibi şeyleri bir küpün içine atarlar. Bir hafta sonra bir araya gelerek türkü, mani söyleyerek biri elini küpe daldırır. Kimin yüzüğü çıkarsa o mani onun olurdu.

Ey mantuvar mantuvar

Mantuvarın vaktı var

Bu mantuvara gelenin

Yedi yerde tahtı var

 
Not:

Kütüphane de elime aldığım kitabı açtığımda karşıma ne tesadüftür ki “ Mantuvar ” çıktı. Dr. İlker Alp'in “araştırmalar, incelemeler” yazısı bir “folklor araştırmalar” dergisinin sayfalarında yerini almıştı. Oysa ben, annem Nazik Çoşkunsoy'dan dinlemiş ve kayıtlara geçmiştim bu unutulan geleneği. Ama gözden kaçan çok şey vardı. Ohri'de, Struga'da, Üsküp'te yani balkanlardan tutun Kadirliye kadar bu gelenek mevcutmuş, yakın tarihe kadar. Türk adet ve geleneklerinin temeli çok eskilere, Büyük Hunlara ve daha önceki devirlere dayanmaktadır. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet Dönemine kadar devam etmiştir. Mart-u fal ( Mart falı ). Baharın gelişi. Türklerin doğaya, yeşilliğe verdiği önemdir. Kısaca bugünkü “Nevruz”dur. Bölge bölge martufal, mantuvar, martuval gibi isimlerle söylenir.Kaynak: İsmail Evren “Üsküp'te Hıdrellez adetleri”. Halk Kültürü, 1984 İsmail Eren: “Manastır Türklerinin bazı Hıdrellez Adetleri Türk Kültürü Sayı 18 Haziran 1968. M.Adulhaluk Çay, “Türk Ergenekon Bayramı Nevruz” Ankara 1985

 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
Sitede emeği geçenler :
Ergün COŞKUNSOY - Buğra COŞKUNSOY
Bu sitenin yapımında kullandığımız bilgi ve belgelerin hazırlanmasında emeğini esirgemeden araştırmış olduğu kaynakları bize vererek yardımcı olan Habib COŞKUNSOY'a teşekkürlerimizi sunarız.