Dede hesabında Gücük ayı yani şubatın ortalarında koyunların karnındaki yavruların canlanma vaktidir. Canlanmasına yardımcı olmak için çobanlar bir araya gelerek iki kişiye bayan elbisesi giydirir, her taraflarına zil, çıngırak takılır. Başlarında da her tarafını postla kaplamış Dede Korkut hikayelerindeki dev gibi congulus baba durur. Oynayarak, dümbelek çalarak sürü sahibinin evine varırlar ve ağılın yakınında gürültü yaparak oynarlar ki sebebi gürültüden korkan koyunların ana rahminde kuzular canlansın. Sürü sahibinden bahşiş alır ve başka haneye giderler. Bu gelenek her yıl düzenlenir. |
Kütüphane de elime aldığım kitabı açtığımda karşıma ne tesadüftür ki “ Mantuvar ” çıktı. Dr. İlker Alp'in “araştırmalar, incelemeler” yazısı bir “folklor araştırmalar” dergisinin sayfalarında yerini almıştı. Oysa ben, annem Nazik Çoşkunsoy'dan dinlemiş ve kayıtlara geçmiştim bu unutulan geleneği. Ama gözden kaçan çok şey vardı. Ohri'de, Struga'da, Üsküp'te yani balkanlardan tutun Kadirliye kadar bu gelenek mevcutmuş, yakın tarihe kadar. Türk adet ve geleneklerinin temeli çok eskilere, Büyük Hunlara ve daha önceki devirlere dayanmaktadır. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet Dönemine kadar devam etmiştir. Mart-u fal ( Mart falı ). Baharın gelişi. Türklerin doğaya, yeşilliğe verdiği önemdir. Kısaca bugünkü “Nevruz”dur. Bölge bölge martufal, mantuvar, martuval gibi isimlerle söylenir.Kaynak: İsmail Evren “Üsküp'te Hıdrellez adetleri”. Halk Kültürü, 1984 İsmail Eren: “Manastır Türklerinin bazı Hıdrellez Adetleri Türk Kültürü Sayı 18 Haziran 1968. M.Adulhaluk Çay, “Türk Ergenekon Bayramı Nevruz” Ankara 1985 |