.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
     
 
 
 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
COĞRAFİ YAPI
 
İklim:
kışları soğuk ve yağışlı, yazları kurak ve serin geçer. bazı yıllarda Karadeniz iklimi egemen olmakla karasal iklim genellikle hakimdir.

Toplum Hayatı:

Sosyal yapısı itibariyle aileler tipik bir Anadolu görünümünde olup, yaygınlaşan mekanizasyon ve haberleşme araçlarına göre paralel olarak değişmektedir.

Aile yapısı Türk Toplumunun karakteristik yapısına uygun, Ataerkil aile düzenine egemendir.

Aileler genellikle anne, baba, çocuklar, büyükanne ve büyükbabadan oluşur. Ailede erkek hakimiyeti esastır. Evlenmeler hem dini hem de resmi nikah ile gerçekleştirilmekte olup, aile bağları kuvvetlidir.

İş bölümü açısından kadınlar ev işlerini yaptıkları gibi hayvancılık ve zirai işlerde de yardımcı olurlar.

Evlenmeler genelde görücü usulü ile olup, hala başlık parası alınmaktadır.

Aileler arasında bilakis kış aylarında ev gezmeleri çok olur.

Bu tip ziyaretlerde, hedik, kavurga, bulgur köftesi yapılarak misafirler ağırlanır.

Evler yapı olarak taş ve toprak kerpiçten örülü, ağaç kullanımı fazla olup, iki katlıdır. Çoğunluk, üzeri kiremitle kaplıdır. Birçok ev hala kara dam denilen şekilde toprak veya çorakla üzeri örtülüdür.

Her evin önü avlu, yanları ahır ve samanlıktır.

Orman bakanlığının izni ile her yıl orman kesimi yapılır buna rağmen kaçak orman kesimi engellenemez.

Gelinler erkeğin yanında çocuk emzirmez. Laubali konuşmaz.

Yeni gelin, birkaç ay gelinlik eder. Ağzı yaşmaklı dolaşır. Konuşacak olursa şayet, yavaş ve terbiyeli konuşur. Gelinliği bozarsa yörede kınanır. Kayınbabasının yanında kocasıyla konuşmaz, ismiyle çağırmaz. Oğulda babanın yanında karısıyla konuşmaz, ismiyle çağırmaz. Kaynana ve kayınbaba yatmadan gelinler yatmaz.

Oğul, babanın, amcanın hatta kendinden büyük akrabanın yanında çocuğunu sevmez.

Ailelerde erkeğe ve büyüklere itaat edilir.Yemek yerken kadınlar ayrı sofrada, erkekler ayrı sofrada yerler.

Çoğu evlerde tahtadan yapma makat veya tahtambeç denilen somyalarda oturulur.

Evlerdeki geniş salonlara hayat denir.

Herkesin köyde bir lakabı vardır.

Başkasının yanında erkek kadının, kadın erkeğin adını söylemez. “Bizim herif, bizim garı, bizim avrat” gibi deyimler kullanılır.

Genç erkekler evlenmek istedikleri zaman annelerine söylerler. Böyle durumda babayla karşı karşıya gelmekten utanırlar.

 

Giyim Kuşam:

Erkeklerde kırk, altmış yaş arası şapka, altmış yaş üstündekiler takke, kırk yaşın altındakilerde çoğunluk başı açık gezer.

Takım elbise giymek olgunluk ifadesidir. Halen lastik ayakkabı giyen sayısı fazladır.

Kadınlarda ise iğne oyalı boncuklu yemeni örtünmek yaygındır. Eskiden pullu bürük daha meşhurdu.

Köyümüzde bazı eşyaların adı farklı kullanılır.

Entariye, otuz yaşın üzerindekiler “paşalı” der.

Pazenden dikilmiş geniş dona “tuman” denir.

Bizim eski kuşağa göre kime ne denir bir göz atalım:.

 

Babaya, “ağa”

Anaya, “aba”

Büyük anneye, “nine”, yahut “ebe”

Dayımın karısına, “gelin bacı”

Büyük babaya, “dede”

Annenin kız kardeşine, “hala”

Babanın kız kardeşine, “eme” veya “bibi”

Amcamın karısına, “eci veya gelin bacı”

Ablaya, “bacı” denir.

Büyük baş hayvanların bakıldığı yere, “ahır”

Küçük baş hayvanların bakıldığı yere, “ağıl”

Tavuk, ördek, kaz gibi hayvanların bulunduğu yere, yani kümese, “pindik” denir.

 

Şehirde:

Şehirde toplum hayatı yakacık köylülerinde fazla değişiklik göstermez. Aynı gelenek ve görenekler düğün ve bayramlarda devam ettirilir. Ancak yeni nesil, yani orada doğup büyüyenler yavaş yavaş geleneklerini bırakmak üzeredirler.

 

Hayvancılık:

Büyükbaş: Köyümüzün geçim kaynaklarından biride hayvancılıktır. Manda ve inek cinsleri bulunmaktadır. Yerli ineklerden müteşekkildir. Son zamanlarda mandaların sayısında büyük ölçüde azalma olmuştur.

Yirmiye yakın teşvikli, projeli ahır olup, besi hayvancılığı yapılmaktadır.

 

Küçükbaş:Keçi,koyun cinsi yetiştirilmektedir. 1980 yılında keçinin yasaklanması tamamen yerini koyun yetiştiriciliğine bırakmıştır. Yaklaşık iki bine yakın koyun olan köyümüzde bu gün ne yazık ki 1997 yılından itibaren son verilmiş ancak son günlerde tarım ürünlerinin değer kaybetmesi sonucu tekrar koyun sürüleri göze çarpmaktadır.

 

Kümes hayvancılığı: Kümes hayvanlarından pek ticari bir amaç düşünülmez. Sadece kendi ürettiği şeyleri yeme alışkanlığı süregelir. Yaklaşık her evde, kaz, ördek, hindi ve tavuk cinslerinden beş on tane bulunur.

 

Arıcılık: 1980 yılına kadar hemen her evde birkaç arı bulunurdu. Bu arılardan alınan ürün, o ailenin yıllık bal ihtiyacını karşılardı. Son zamanlarda tarımda yapılan ilaçlamalar olumsuz yönde etkileyerek azalmasına sebebiyet verdi.

Arı bakımından ilaç ve fenni metodlardan yararlanamayan köylümüz, bir iki ev haricinde bu işe son vermiştir.

 

Bağcılık: 1980 yılına kadar bağcılık itibar görmekte idi. Şeker pancarı ekiminin yaygınlaşmasıyla çoğalan işler ve genç nüfusun şehirlere akın etmesinden sonra bağlar bakımsız hale gelmiştir. 1984 yılından sonrada tamamen ortadan kalkmıştır.

 

Evlerin mimari yapısı: Köydeki evlerde genelde, malzeme olarak, taş, toprak ve ağaç kullanılır. Son zamanlarda tuğla ve çimentodan ev yapımı artmaya başlamıştır.

 

Mimari şekil olarak ev, ahır, samanlık, tandırlık, kümes, garaj şeklinde olup bir avlu etrafına sığdırılır. Tuvaletler genellikle dışarıdadır.

 

Evlik: Çok eski bir yapı tarzıdır. Evin arkası harmana yaslıdır. Yerinen bir olur. Çok geniş bir salonu vardır. Salonda koskoca bir “ hezen” vardır. “Yan” da denir bu ağaca. Yazın sallama yayık falan asılır. Bayramlarda çocuklar salıngaç ta kurabilirler bu hezene. Bu geniş salonun bir köşesinde “ocaklık” vardır. Yani tandır. Sağında solunda odalar bulunur. Bu odalardan biri yüklük damı, biri kara kura damı, oturma odası, gelin odası gibi bölümlere ayrılır. Ahırın kapısı da bu salona açılır ki, “Hayat” denir. Hatta bu salona hırsızlık gibi nedenlerden dolayı aynı kapıdan faaliyet gösterilir.

 

Vırt gel kapısı: Ahırda duyulan bir tehlikeye karşı çoğu evlerde, oturma odasından ahıra bir küçük oda vardır. Devamlı kullanılmaz. Sadece hırsız vb. durumlarda çabuk müdahale etmek için kullanılır.

Damın harmanla aynı yükseklikteki, bitişikteki kısımlarında bir, çok üsten delik vardır. Sebebi ise harmanda halledilen saman tahıl vb. şeylerin pratik olarak boşaltılmasıdır.

 

Kara kura damı: Bu oda hiç güneş almaz. Pekmez turşu, bal, yağ, yumurta gibi malzemelerin kokmaması için soğuk hava deposu görevi yapar.

 

Yüklük damı: Bu odaya yatak, yorgan, seklem, çul, çuval gibi malzemeler dizilir, istif edilir.

 

1990 yılına kadar bu evliklerden hala köyümüzde birkaç tane vardı. Bu günkü yapı şekilleri biraz daha modern bir görünüm verdiğinden, onlar yıkılmıştır. Bazı ören yerlerinde o tip yapıların kalıntısına rastlamak mümkündür.

 

Çardak (oda): İki katlı, bir oda ve “mabeyn” dedikleri bir küçük salondan oluşur. Evliklerin şöyle biraz kenarına kurulur. Amacı gelen misafirleri orada ağırlamaktır. Ayrıca “oda” dediğimiz kültürel amacı taşır. Halen bu tip yapıya “Celal'in çardak”ı örnek gösterebiliriz. Bir çoğu yıkılmıştır.

 

Hela: Yüz numara da denmektedir. Günümüzde tuvalet daha çok kullanılır. Tuvaletler dışarıda ve eve uzak yerdedir.

 

Ticari ilişkiler: Köyümüzde ticaret yapan sayısı çok az denebilir. İki bakkal dükkanı vardır. Aydın gıda ve şahbaz bakkaliyesi. İlçe merkezinde faaliyet gösteren Hamdi ve Yılmaz Karacabey'in kurmuş olduğu “As Turizm” firması Başkente ve İzmir'e yolcu taşımaktadır. Ayrıca Adem Coşkunsoy'un yine ilçe merkezinde kurmuş olduğu Mermer Atölyesi faaliyetini sürdürmektedir.

Hayvan alım satım ile uğraşan beş on kişi bulunmaktadır.

 

Tarım: Köyümüz pazar ihtiyacının yaklaşık %70'ini köye 8 km olan, bağlı bulunduğu Kadışehri ilçesinden karşılar. Sanayi tarım araç gereçlerini Tokat'a bağlı Zile ilçesinden temin eder. Tahıl ürünlerinin % 90'nını Zile de pazarlar. Saraykent'e bağlı Doğankent kasabası da alış veriş merkezlerinden birisidir.

 

Arılık: Üzeri ve arkası örtülü önü açık avlunun bir köşesinde arıların faaliyetini sürdürmesi için yapılan basit bir yapıdır.

 

Örtmelik: Yazın koyun ve büyükbaş hayvanların gölgelenmesi için yapılan, yanları açık sadece üstü örtülü otsu şeylerle kaplı yapı.

 

Atlık (otluk): Avlu kenarında, dört direk üzerine yığılan otluk. Çayırlardan biçilen ot kurutulur ve buraya yığılır. Kışın indirilerek hayvanlara yedirilir. Ayrıca eve gelen misafirlerin atları buraya bağlanır. Atlık da denilebilir.

 

Günümüz yapı şekilleri: Bir çoğu ahşap olmak kaydıyla biraz daha modern dizayna oturtulmuştur. Genelde iki katlı olup malzeme ağaç ve kerpiçtir. Kanalizasyon sıkıntısından çoğu evlerin tuvaletleri yine dışarıdadır.

 

Ahır, samanlık, garaj, kümes, tandır evden ayrı olup, bir birinin bitişiğinde sıralanıp tamamen ortada boş bir avlu teşkil etmektedir.

 

Ulaşım: Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli kasabasından ayrılan yol, Kadışehri ilçesinden çıkıp, ovamızdan doğuya doğru geçerek, Çamlı belde Tokat – Sivas yoluna kavuşur.

Batıyı, Doğuyla ve Karadeniz'le birleştiren bu yol yakın bir zamanda asfaltlanmıştır.

Atalarımızdan dilimize “Ulu yol” olarak kalan bu yol, tarihi kervan ticaretinin en zengin “İpek Yolu” dur.

Ayrıca Yakacık Köyü içinden geçen yol, Akdağmadeni'ne kadar uzanır.

 

Ulu yol: Tarihi kayıtlarda ipek yolu diye geçmektedir. Ancak atalarımız Ulu yol demektedirler.

 

XIV. yüzyılda 27 bölükten oluşan Ulu Yörükler topluluğu Sarçlu ve Çungar, Çavurcu oymaklarının bu bölgeden Yozgat ve Anadolu'ya yayıldıkları, Moğol oldukları biliniyor.

 

Birincisi bu yolun adını Ulu Yol olarak alması kervan ticaretinin buradan yapılması, ikincisi ise Ulu Yörüklerin, Tatarların buradan Anadolu'ya geçiş yapmalarıdır.

 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
Sitede emeği geçenler :
Ergün COŞKUNSOY - Buğra COŞKUNSOY
Bu sitenin yapımında kullandığımız bilgi ve belgelerin hazırlanmasında emeğini esirgemeden araştırmış olduğu kaynakları bize vererek yardımcı olan Habib COŞKUNSOY'a teşekkürlerimizi sunarız.