.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
     
 
 
 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
DÜĞÜN ve GELENEKLER
 

DÜGÜN GELENEKLERI

Oğullarını evlendirmeye karar veren aile düğünlerde bayramlarda diğer gezmelerde oğullarına yakışacak kızı araştırmaya başlarlar. Kız beğenildikten sonra delikanlının görüşü sorulur. Kabul ederse tekrardan oğlan tarafı kız bakmaya gider. Eğer tanıdık bir ailenin kızıysa bakmaya gidilmeden istenmeye gidilir. Kız beğenilmisse kızın akrabalarından birine istemeye gelecekleri söylettirilir. Hazırlıklı olmaları açısından kız tarafı bir hafta mühlet ister oğlanı sorup soruşturmak için. Eğer vermeye gönülleri yoksa kırmamak için bir bahane uydurulur “kızımız küçük” gibi
 

Dünür Gitme:

Belirtilen günde oğlanın yakınları, mahallenin ileri gelenleri akşam kız evine gidilir. İçlerinden en yaşlısı yada tecrübelisi sözü uzatmadan “Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle” diye başlayarak kızı ister. Eğer kızın babasının yanında büyükleri varsa “bana laf düşmez dedesi – amcası var” der. Büyükler yoksa “Allah yazdıysa ne diyelim” der. Öyle deyince diğerleri “her iki tarafa da hayırlı olsun” der ve oğlan tarafının getirdiği şeker, çikolata tutulur. Serbet günü kararlaştırılır.

 

Habe Yenmesi: Aynı zamanda söz kesmedir. O

lan tarafının heybe içinde getirdiği yiyecekler kaz, tavuk vb. şeyler kız evinde akrabalar ve komşular çağrılarak yenir, içilir. Takılacak takılar varsa baslık parası, nişan günü belirlenir. Ve arkasından şerbet içilir. Komşular çağrılırken “şerbete buyurun” yada “danışık kahvesine buyurun” denilir.

 

Eğer bu arada nişandan önce araya bir bayram girmisse “bayramcalik” götürülür.

 

Bayramcalik: Gelin kızı tepeden trnağa giydirirler. Yani bayram hediyesidir.

 

Nisan: Gelin kıza nişanlık ayakkabı, terlik, bir kat elbiselik, taç için tel, eldiven, mum, kina, yüzük, kışlık ve yazlık giyecekler, kızın anasına babasına kardeslerine gömlek vb. hediyeler ve yakın akrabalarına elbiselik, çorap gibi hediyeler alınır. Bunu kız tarafı yolluk olarak dağıtır ve nişana davet etmiş olur. Nişana giderken oğlan tarafı kaz tavuk cinsi kümes hayvanlarından fazlaca getirir ve yanlarında aşçı götürerek orada yemekler hazırlanır tüm komşulara yedirilir. Davetçiler kapı kapı dolaşır ve “nişana buyurun” diyerek şeker ikram eder.

 

Nişan töreni başlayınca, erkek evinden gelen gelinin giysileri bir sini üzerine konur ve üzeri örtülür. İki kadın başlarıüzerine koyarak gelin evine gelir. Nişan çerezi dağıtılır. Kadınlar türküler söyleyip halaylar çeker ve genelde nişan kadınlar arasında yapılır. Damat nişana iştirak etmez. Günümüzde yüzük takılırken bir araya gelmektedirler. Takı işleri başlar ve becerikli birisi bu isi yüklenir. Bu takı işine “Töre atma” denir.

 

Takı işinden sonrada yine eğlenmeye devam edilir. Eskiden nişanda davul zurna olmadığından kadınlar genellikle hem türkü söyler hem de halayını çekerlerdi. Bu türküler genelde karşılıklı söylenirdi. Erkek girmemesi için kapıda bir bekçi olurdu. Davetliler dağıldiktan sonra kız evi oğlan tarafina çay ikramında bulunur.

 

Eğer nişanda damat bulunmazsa kız evi damat evine damata aldıklari elbise, yüzük, saat gibi hediyeleri götürmek için bir kaç gün sonra haber salarak götürür.

 

Nişanlılık sürelerinde oğlan evi arada bir gelin görmeye gider ve gelin kıza harçlık verirler.

 

Gelin ve damatın düğünden önce birbirlerini açıktan görmeleri hos karsılanmazdı eskiden. Genellikle gelin kızın annesi babası ve erkek kardeslerinin olmadıkları zamanlarda birbirlerini tanımaları için gizli gizli buluşturur. Buna da “Nişanli görme” denir.

 

Gün Alma: Erkek tarafı düğün gününü belirlemek için kız evine izin istemeye gider. “falan günde izniniz ve müsait olursanız şu günde bayrak kaldırmak istiyoruz” derler. Eğer onlar içinde uygunsa düğün günü orada kararlastırılır. Ve çeyiz belirlenir. Hısımlar arasında dananin kuyruğu orada kopar işte.

 

Kız tarafı 10 batman yün, şu kadar metre döşeklik, şu kadar dokuma yorgan, üç tane taban halısı, sandık, vitrin, dolap, televizyon… Akrabalara göndermek için 50 yolluk olacak kadar elbiselik, 40 tane terlik, 20 tane kaz, 30 tane tavuk, çay, şeker… Oğlan tarafı istese de istemese de mecburdur almaya. Eğer kız tarafı acımamışsa bu konuda yapacak bir şey yoktur ve sadece içinden “eğer bende gelini size gönderirsem bana da yuh olsun” diyebilir. Böylece dünürünün nasıl adam olduğunu da ögrenmiş olur.

 
Okuntu gönderme: Okuntu düğüne çagrı demektir. Eskiden kız ve erkek evi tarafından akrabalık derecelerine göre çerez, şeker, çay, kaz, tavuk gibi hediyelerle davet edilirdi. Günümüzde matbu davetiyeler gönderilir
 

Düğün Ekmegi: Düğünlerde dışarıdan misafir çok geleceği için yenecek ekmeğin hazırlığı bir hafta önceden yapılır. Yapılacağı zaman bir gün önceden akraba ve komşulara duyurulur. Hazırlıklar akşamdan tamamlanır. Tahta, oklava, un ve bir çok malzeme yerlerine dizayn edilir. Sabah erkenden evin sahibi en az bir döküm olacak kadar hamuru yogurup hazırlar. Sabah ezanından sonrada diğer ekmekçiler gelir ve işe başlarlar. Biri döküm alır biri hamur yoğurur, biri bezi alır… İta tandıra serilir, etrafına minderler konur. Başlarlar yazmaya ve muhabbete. Yazılan yufkalar eviriciye uzatılır. Evirici evraac ile sacın üzerinde evire çevire kıvama göre pişirir ve bir tahtanın üzerine soğuması için üst üste istifler. Damat bu esnada içeri girerse sayet ki; girmesi de adettendir. Evirici evraacı kaldırarak bahşiş ister. Güveye yağli bazlama yapılır. Tepsiyle ikram edilir, damat tepsinin içine bahşişi bırakır. Diğer komşular “bereketli olsun” diyerek gelirler, yardım ederler. Onlara bazlama ikram edilir.

 

Ekmek ettim terledim

Dışarıçıktım parladım

Ekmekçilerin sikça kullandığı ş öyle bir de manileri vardır.

Yar geliyor dediler

Koçu kurban bağladım

 

Çeyiz Serme: Kız evinde düğünden hemen bir iki gün önce çeyiz serme adeti gerçeklestirilir. Kızın göz nuru yaptığı danteller, tülbentler, örme çoraplar, patikler, yolluklar, seccadeler, yorgan ağızları, işlemeli havlular, fiskos örtüleri, iğne oyaları, el bezleri, sabahlık, elbiseler ne varsa bir odaya açılır konu komşu görmeye ve methetmeye gelir. Çeyizin yanında da biri durur. Gelen misafirler hediye getirir “hayırlı olsun” derler.

 

Düğünün Başlaması (Danışık Kahvesi): Sadece eş dost çağrılır. Dügünün nasil yapılacağı kararlastırılır. Önceden davulcu zurnacı ayarlanır. Genelde Perşembe günleri öğleden sonra düğün başlar. Davula vurmadan önce “düğün kahyası”, “yiğit başı”, “çaycı” ve gelin evine kimlerin gideceği tespit edilir. Ve bu işler tamamlandıktan sonra davulcu ilk davula vurur ve bir kan akıtılır. O akşam halaylar çekilir eğlenilir. Düğün odası denilen yerde özellikle kış aylarında ise düğün soğuktan dışarıda faaliyet olamayacağı için geniş bir odada çeşitli fasıllar çıkarılır.

 

Düğün Kahyasi: Düğünün tüm mali işleri ondan sorulur ve emir yetki ondadır.

 

Yiğit Başı: Davul-zurnacıyı ne yapmaları konusunda o yönlendirir ve misafirler geldiğinde karşılaması için uyarır ve düğünün genel seyrinin uygulayıcısıdır.

 

Bayrak Kaldırma: Cuma namazından önce yine köylü dolaşılarak “bayrak altına” davet edilir. “ Bayrak altına buyurun” denilir. Zaten haberi olan köylü Cuma namazından çıkar çıkmaz doğru düğün evine gelir. Dua yapıldıktan sonra zurnacının iyi bir havasıyla önceden hazırlanmış olan Ay Yıldızlı bayrak uzunca bir ağacın ucuna bağlanır ve evin bir köşesine dikilir. Bayrağın üstündeki çatala elma soğan takılır. Arkasından orada bulunan cemaat içeri davet edilir. Böylece düğün başlamıştır. Gençler halaya tutar, ihtiyarlar ise içeri geçer ve kahvelerini içerler. Akşam olunca köyün tarlada, bahçede olan gençleri de toplanır.

 

Genç kızlar ayrı bir yerde halay çeker, erkekler ayrı bir yerde… O akşam erkek evi kız evine, kız evi erkek evine hayırlı olsuna gider.

 

Cumartesi günü toplantı günüdür. Çevre köylerden de gelenler olur. Davul- zurna karşılama havasıçalarak gelenleri karşılar. Sofralar açılır ve herkese yemek yedirilir. Çay ve sigara ikram edilir. Misafirler giderken okuntularını verirler. (para ve altın benzeri takılar hediye ederler düğün sahibine.) öyle saatinde damat giydirilir ve köyün gençleri esliğinde oynayarak sağdıç evine gidilir ve damat banyo yaptırılır tıraş edilir. Zaten bu işleme yörede “güveyi çimdirme” denir. Bu traş esnasında damata çeşitli oyunlar yaparak cezalandırılır. Tabii tüm cezaları sağdıç çeker. Çünkü sağdıçın görevi damadın malzemelerine sahip olmaktır. Damat sağdıç evinden geldikten sonra yakınları elbisesine altın ve para takarlar. Oğlan evindeki işlem bitince erkek tarafının bayanları davul zurna eşliğinde kız evine kına yakmaya giderler.

 

Kına Yakma: kız tarafının ve erkek tarafının kadınları hep birlikte geline kına yakarlar. Gelin kız kına yakılacak odaya getirilir ve bir sandalyenin etrafında dolastırılır ve oturtulur yönü kıbleye çevrilir. Baş öğücü kadın eline bir sahan (zehen) alarak ritim tutmaya çalışır ve diğerleri türkü ve maniler söylemeye başlar. Kına türküsü yöreye has bilinen manilerden oluşmaktadır.

 

KINA TÜRKÜSÜ

Çattılar ocak taşını

Öğdüler kızın başını

Çağırın gelsin gardaşını

Kız anam kınan kutlu olsun

Ağzın dilin datlı olsun

 

Atladı geçti eşiği

Sofrada kaldı kaşığı

Bu kız evin yahışığı

Anasına gelsin ağlasın

Kardaşı kuşağın bağlasın

 

BAŞÖĞME

Kız seni almaya geldim

Ağlama ley ley ağlama

Görümün olmaya geldim

Söyleme ley ley söyleme

 

A kız seni götürürler yurdundan

Oy oy yurdundun ley ley yurdundan

Anan baban deli olur derdinden

Oy oy derdinden ley ley derdinden

Kardeşlerin baka kalır ardından

Oy oy ardından ley ley ardından

 

Elimi soktum astara

Elimi kesti testere

Mevlam şirinlik göstere

Kız anam kınan kutlu olsun

Ağzın dilin datlı olsun

 

Biner atın iyisine

Çıkar yolun kıyısına

Çağırın bey dayısına

 

Ayrılık anam ayrılık

Ayrılık eşim ayrılık

 

Atımın kuyruğu saçak

Sineme vurdular bıçak

Ayrılık günlerim gerçek

 

Ayrılık anam ayrılık

Ayrılık eşim ayrılık

 

Kına türküsünden sonra bir kabın içine hazırlanmış olan kına geline verilecek hediyeler, misafirlere dağıtılacak çerez, mendil kurdela bir sininin içine konarak getirilir. Kız elini hediye almadan açmaz. Dualarla kına yakılır. Hediyeler dağıtılır ve halaylar çekilir.

 
Pazar Günü: Pazar sabahı erkenden zurnacı acı acı sabah havası çalarak herkesi yatağından uyandır. Gelin almaya gitmek için tüm hazırlıklar yapılır. Ve yola koyulur düğün kervanı. Kız tarafının erkekleri evin yakınında bir yerde karşılarlar. En önde tecrübeli gençlerden biri “Bayraktar”lık yapar elinde bayrakla. Eğer bayraktar karşı tarafın sorularına cevap veremezse cezalandırılır. Bu cezalar çok ağırdır. Kağnının mazısına sarılıp tepeden yuvarlayabilirler. Ayağından ip bağlayıp kuyuya tepe aşağı salarak indirip indirip çıkarırar ki, ıslaması kaydıyla. Eğer kış ayı ise ve kar varsa çevrede bir sacın üzerine oturtup gözleri bağlı bir tepeden de bırakabilirler.
 

Kız tarafından ağzı laf yapan biri başlar sormaya:

-Selamün aleyküm gelenler.

-Aleykümselam erenler.

-Yoldamısınız belde mi?

-Ne yoldayız ne belde. Rasulüllahın izindeyiz.

-Selamün aleyküm hazırlar.

-Aleykümselam hızırlar.

-Hazırlar kim hızırlar kim?

-Hazırlar sizinen biz, Hızırları ne siz bilirsiniz ne de biz.

-Söyle bakalım bayraktar dünyadaki toprak ne kadardır?

-Dünya bir avuç topraktır.

-Elif nedir, mim nedir, cim nedir, kef nedir?

-Elif Allah, mim Muhammed, cim Cebrail, kef Kur'an'dır.

-Yer demir gök bakır, namazı nerde kılarsın?

-Cennette.

 

Sorular bir bilmece, bir şiir seklinde ya da karışık sorulabilir.

 

Elif üstünde mim durur

Mim üstünde cim durur

Efendimiz mihraba çıkınca

Sağ yanında kim durur

 

Gökten indi merdiven

Yere düştü postunan

Kim kıldı beş vakti

Bir kere abdestinen

 

Eğer bilmesini istemiyorsa Kör Eyüp'ün yaşını da sorabilir tabiî ki. Eğer sorulara cevap verilirse gelin evine varmalarina izin verilir. Bilememişlerse ya cezayi çekerler ya da en az iki kaz alarak yada almak için söz vererek bu isi yırtar düğüncüler. Gelin evinin kapısına varınca yozucu elindeki çerezi kimse görmeden kalabalığın içinden kız tarafının üzerine fırlatır. Şayet görürlerse yakalar cezalandırırlar. Kimin attiğını bulamazlarsa sonuç çıkmaz, mesele kimin attığını göstermemektir zaten. Bayraktar elindeki bayrağı kız evinin damının yada çatısının bir köşesine diker ve onu bekler eğer bayrağı çaldırırsa çalan kimseler hediye karsılığı tekrar iade eder.

 

Tüm bu işlemlerden sonra gelin kızın gelinliği tacı hazırlanır. Yakınlarıyla vedalaşır. Annesi ve komşulardan diyeşet söyleyerek ağlayanlar olur. Çok eskiden ata bindirilen gelin son yıllarda traktöre bindirilmeye başlanmşstır. Günümüz de artık otomobille gelin getirilmektedir.

 

Çeyiz Yazma: Alınan malzemeler bir liste yapılarak kız evinden çıkarılır.

 

Çeyiz yazıldıktan sonra kardeş yolluğu verilir. Gelinin kapısı çalınır fakat açılmaz. Gelin sağdıçı bahşiş istemektedir. Bahşiş verilip girildikten sonra sandığın üzerinde bir çocuk oturur. Bu gelinin ya küçük kardeşi ya da yakın akrabasıdır. O da bahsis istemektedir.

 

Sonunda gelin ata, arabaya bindirilir. Oğlan evine yaklaşınca damadın babası oynatılır eve kadar. Evin önüne gelince annesi ve babası birlikte oynatılır. Eskiden koyun sürüsü denk gelirse gelinin önüne en irisinden koyun bırakılır ve koyunu kaldırabilirse koyun gelinin olur kaldıramazsa bedelini öderdi.

 

Gelin arabadan indirilince damın başında bekleyen damat elindeki tabakta duran çerezi başına saçar ve çerezin içinde bozuk paralar olur çocuklar birbirini tepeler almak için. Gelin ve damat yan yana gelir sonra töre takma işleri başlar. “Kayınbabasından bir camız tosgası… Emmisinden bi bilezik… Kaynanasından bi düve…” Evin merdiveninin dibine bir çanak bırakırlar ve gelin o çanağı kırar. Kapıdan adım atmadan bir sandalyeye çıkarak kapının üzerine bir keserle bir çivi çakar. Eşiğin dibinde duran süpürgenin üzerinden atlar ve girer.

 

Yatsı namazından sonra dualarla damat odasına girer. Girmeden önce dua biter bitmez yumruklarla arkadaşları vururlar.

 

Duvak Açma: Ertesi gün komşu kadınlar birikerek duvağını açar ve hediyeler verirler. Duvak açıldıktan sonra evin köşesine dikelen bayrak indirilir. Gelin artık büyüklerin ve misafirlerin yanına gelirken yaşmaklı dolaşır. Fazla konuşmaz ve oturmaz. Buna “gelinlik etme” denir.

 

Halaylar:

Ağırlama.

Hoşbilezik.

Sallan Gelin.

Trakya.

Çekirge.

Sırık.

Jandarma.

Kıyılı.

 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
Sitede emeği geçenler :
Ergün COŞKUNSOY - Buğra COŞKUNSOY
Bu sitenin yapımında kullandığımız bilgi ve belgelerin hazırlanmasında emeğini esirgemeden araştırmış olduğu kaynakları bize vererek yardımcı olan Habib COŞKUNSOY'a teşekkürlerimizi sunarız.