|
|
-Gece yolculuğunda aracın önünden tavşan geçerse uğursuz, tilki geçerse uğurlu sayılır. |
-Akşamleyin aynaya bakmak, tırnak kesmek, dikiş dikmek iyi sayılmaz. Dikiş diken kişinin ölen çocuğu varsa ona batacağına inanılır. |
- Akşam karanlık basınca ödünç tuz verilmez. |
-Kişinin üzerinde elbise söküğü, yırtığı dikmek aklının da dikileceğine delalettir. |
-Baykuş uğursuz sayılır. Buna rağmen taşlanıp kovulmaz, intizarının etkili olmasından korkulur. |
-Kedi öldürmek en büyük günahtır. Affı için tüyünün sayısınca cami yaptırmak gerekir. |
-Av hayvanının tüyleri yakılmaz. Yakılırsa avcının bir daha av vurması zorlaşır. |
-Güvercin eti yemek iyi sayılmaz. Güvercin şöyle intizar etmiş: “Etimi yiyen doymasın, bokuma basan onmasın.” |
-Gece dışarıya soğan kabuğu atılmaz ve hiçbir zaman yakılmaz. |
-Komşudan biri kuluçkaya yatırmak için ödünç yumurta isterse verilmez. Bir daha yumurtayı verenin kapısında tavuk türemez. |
| |
Uğur Getirmeyen Şeyler: |
-Uzun uzun köpek uluması. |
-Kara kedinin önden geçmesi. |
-Sağ gözün seğirmesi. |
-Kesici aletlerin elden ele verilmesi. |
-Boş beşiğin sallanması. |
-Yanan ateşin üzerine su dökülmesi, ateşe işenmesi. |
-Sol kulağın çınlaması. |
-Rüyada manda ve eğersiz at görmesi. |
-Kara kedi ve köpek beslemesi. |
| |
Uğur Getiren Şeyler: |
-saksağan kuşu bahçede öterse misafir gelecektir. |
-Kapı önündeki ağaca yuva yapmış leylek mutluluk ve saadet habercisidir. |
- Sağ gözün seğirmesi. |
-Ayak altının kaşınması uzun yol ve iyi haber gelecek demektir. |
-Avuç içinin kaşınması para gelecek anlamındadır. |
| |
Tabiatla ilgili inanmalar: |
-Ateş ve ocak kutsal sayılır. Yanan ateşe su dökülmez. Ocağın birden sönmesi ailenin dağılmasına yok olmasına yorumlanır. |
-Gece dışarıya kül ve ateş dökülmez. |
-Gece sudan geçilmez, geçilse bile mutlaka besmele çekilir. |
-Kepçeyle yemek yenmez. |
-Gece ıslık çalınmaz. |
-Ay'ın hilal halinde ilk görüldüğünde fatiha okunur. |
-Ay tutulduğu zaman bir el silah atılır. |
-Ocakta çaydanlık vb. şeylerin ağzı kıbleye döndürülmez. |
-Mezarlıkta yürürken parmaklar açık olmaz ve parmakla işaret edilmez. |
-Türbelere at nalı, çivi, çaput bağlanır, dilek tutulur. |
-Yağmur yağması için ölü yılan yakılır. |
-Şiddetli yağan dolunun kesilmesi için sacağı ters çevrilir. |
| |
Nazar ve Alınan Tedbirler: |
Yörede ve köyümüzde nazara karşı bazı tedbirler elden bırakılmaz. Üzerlik otu bilakis nazara karşı en büyük tedbirdir. Bu otun tohumları iplere dizilerek değişik motiflerde süs olarak ve nazara karşı evlere asılır. Yine bu bitkinin toplanıp evin balkon direğinde asılı olduğu görülür. Nazar değdiğine inanıldığında yakılarak tütsü verilir. |
Ayrıca nazar değmesin diye ölen at, eşek gibi hayvanların kafa kemiği bağ bahçe gibi çeşitli yerlere asılır. Bundan maksat kötü nefsin güzel duran nesneye bakarken dikkatinin o kemiğe takılmasıdır. Anlaşılan ilk bakıştaki elektrik çok önemlidir ve hayvan kemiğine isabet etmesidir. |
Yine nazar için cılk yumurta, aynı büyüklükte bir file örülerek içine konur ve evlerin balkon direklerine asılır. |
İğde ağacı delinerek hayvanın boynuna yada alnını asılarak nazardan korunur. |
| |
Diğer İnanışlar: |
Kut Ağzı Bağlamak: Kaybolan sığır ve davarların yırtıcı hayvanlar tarafından yenmemesi için bilirkişilere gidilerek açık duran bıçağa okutturulur ve bıçak kapatılır ve “kurt ağzı” bağlanmış olur. Hayvan bulunduğunda tekrar gidip açtırılır. Çünkü hayvanın ağzı bağlı dolaşması büyük günahtır. |
Çocukların ilk ana dişi çıktığı zaman hamile ineğin kulağına konur ki, buzağısı dişi olsun diye. |
| |
Herhangi bir şeyden korkan kimsenin ağzına parmak sokularak çenesi çekilir ve suratına bir tokat vurulur. |
| |
Cinlerle ilgili İnamalar: |
Yörede cinlerin varlığından bahsederken onlarla ilgili bir takım deyimler de vardır. “Cin çarpması”, “cin tutması” ve “cinlenme” gibi. |
| |
Geceleyin dağ ve arazi de cinlerle karşılaşanlar sıkça görülür. Kimine oğlak, kimine eşek, kimine de köpek ve benzeri şekillerde gözüktüğü söylenir ve köy odalarında uzun uzadıya anlatılır. Hatta onların düğün alaylarına katılanların bile olduğu söylenir. Gece açık alana tuvalete çıkılmasından ve pis şeylerin dışarı serpilmesinden korkulur, ören yerlerinden gece geçerken cinlere zarar vermemeye dikkat edilir. Onların kızdırıldığı zaman o kişinin peşini bir daha bırakmadığı ve delirttiği anlatılır. Eskiden cinlerin daha çok gözüktüğü ve çok olduğu kanaati hala yaygındır. |
| |
Al Basması: Cinlerin bayan olanına “Al” denir. Genellikle yeni doğum yapan lokusa kadınlarla uğraştığı, ıssız bir yerde yakaladığında kadını ve çocuğu öldürme teşebbüsünde bulunduğu herkesçe doğrulanır. Buna “Al Basması” denir. |
| |
Buydum Gezmesi: |
Eskiden kış aylarında karın çok yağdığı ve kalkmadığı dönemlerde cinlerin gece gelerek “buydum” diye evin etrafında bağırdığı ve ev sahibini kandırarak evden uzaklaştırdığı anlatılır. Hatta bir keresinde bütün köylüyü “cankurtaran yok mu” diye bağırarak yabana döktüğü rivayettir. Ama günümüzde hiç rastlamamıştır. |
| |
| Doğum ile İlgili inanışlar: |
| -Çocuğun kırkı çıkmadan üzerinden atlnamaz, atlanmıssa bile tersinden |
| atlanılır. |
| -Kırklı kadınlar birbirinin yanına gitmez. |
| -Kırklı çocuğun yanına başka kırklı çocuk sokulmaz. |
| |
| Lokusa kadına albasmasına karşı alınan önlemler |
| -Kapının arkasına süpürke dayanır. |
| -Babanın cekti veya yorganı örtülür. |
| -Lokusa yalnız bırakılmaz. |
| -Kur'anı Kerim asılır. |
| -Yalın ayak odada gezdirilmez. |
| |