.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
     
 
 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
MAHALLİ KELİMELER

• Aãr: Ağır

• Aãr: Eğer

• Arık: Zayıf.

• Avu: Zehir.

• Arkaç: Koyun yatağı.

• Arhaba: Akraba

• Aba:Çoban giyeceği. Anne, abla.

• Acer: Taze, yeni.

• Afat: Yagmur, sel fırtınası.

• Ağnanmak: At, esek gibi hayvanların yerde yuvarlanmasi.

• Ãnamak: Anlamak.

• Ağrıklı: Hastalıklı, cinli.

• Ahseri: Ekseri

• Ahır: Büyük baş hayvanların bakıldı yer.

• Ahretlik: Dost, yoldas, ahbap.

• Ahraz: Dilsiz.

• Alagaz: Geveze, gereksiz konuşan.

• Algın: Rüzgarın dolduramadığı basak, solgun.

• Andavallı: Aptal.

• Ayagına tez: Çabuk becerikli.

• Alaf: Alev, ates.

• Alacalanmak: Meyvelerin olgunlaşmaya baslaması.

• Ağzını bellemek: Zarar görmek, bir daha yapmamak.

• Ağzı kızıl: Toy, ham.

• Ağız bellemek: Aynı konuda karar almak.

• Ağreklemek: Her hangi bir yerde yataklamak.

• Asbab: Elbise.

• Avel: Düsüncesiz.

• Asikli: Kadın.

• As: Yemek.

• Aşamaca: Akşamaca.

• Alatirig: Elektirik.

• Avurt: Yüz, surat.

• Abası güzel: Saka, seslenme ifadesi.

• Anadan üryan: Çırıl çıplak.

• Ağızı kılavlı: Havalı, önünü ardını bilmeyen.

• Alayı: Hepsi birden.

• Ayah yolu: Tuvalet

• Aalen: Eğlen.

• Azıtmak: Yolunu kaybetmek,savmak.

• Azzıh: Azık.

• Angıt: Aptal, ördek cinsi bir kuş.

• Aşırma: Kulplu kazan.

• Amel: ishal
• Anaç: Eke
• Ayrıksı: İnsan içine karışmayan

 

• Büzütmek: İsteksiz ve hareketsiz durmak.

• Bağrı dalmak: Hafif dalmak.

• Baldırcan: Patlıcan

• Belle: Öğren

• Bibi: Hala

•Boon: Bugün

• Boor: Böğrü

• Bürük: Çarsaf, bas örtüsü.

• Boynuzlu: Hareket deyimi.

• Başını yetirmek: Eksiği tamamlamak.

• Başı kurtulmak: Kadının doğum yapması.

• Başını bağlamak: Nişanlamak.

• Başı boşalmak: Eşlerin birinin ayrılması ya da ölmü.

• Bön bön bakmak: Aptalca bakmak.

• Boz söktürmek: Zora koşmak.

• Bilir dürzü: Abes şeyleri bilip de katlanması.

• Buluda ürümek: Havalı olmak, kibirlenmek.

• Bödük: Davar pisliği.

• Bet-beniz: Yüz.

• Badal: Merdiven.

• Bayahtan: Biraz evvel.

• Babal: Vebal.

• Baha: Fiyat, ücret.

• Banak: Ekmeği yemeye batırarak yemek.

• Behlemek: Tembih etmek.

• Bayah: Demin, az önce.

• Bayramcalık: Bayramlarda gelin kız için yapılan hazırlık.

• Beh parası: Kapora vermek.

• Baş bıçağı: Ustura.

• Baş kili: Banyoda kullanılan bir cins toprak.

• Bayır: Yokuş.

• Becek: Köşe.

• Bezek: Kilot, pijama gibi giyeceklerin lastik takılan kısmı.

• Bıldır: Geçen yıl.

• Bıyıl: Bu yıl.

• Bir çala: Bir ara.

• Bir süyem: İplik gereyi kadar.Baş parmakla işaret parmağı arası.

• Binit: Araç, binilecek şey.

• Bişi: Tava içinde yapılan bazlama.

• Bodu: Kaz.

• Boduç: Küçük testi.

• Boz: Nadas yapılmamıs bos bırakılms tarla.

• Böğürsemek: Ineklerin boga istemesi.

• Bödelek: Böbrek.

• Bufaat: Bu vakit.

• Buzagı: İnek yavrusu.

• Bulamaşı: Yogurt ve yarmadan yapılan çorba.

• Bunelek: Iri sinek: Hayvanların yazın belası.

• Buymak: Çok üşümek.

• Burunsalık: Hayvanların burnundan bağlanma şekli.

• Bölertmek:Kötü bakış.

• Bidlik: Küçük kabuklu meyveler.

• Büzük: Kenarı, köşesi çekilmiş. Kıç.

• Cırtık: Yaramaz.

• Cücük: Kanatlı hayvanların yavrusu.

• Cicik: Meme.

• Cıbır: Saçı yeni kesilmiş. Beş parasız züğürt.

• Cılavla: Parlat.

• Cuvara: Sigara.

• Cebren: Harbiden zorla.

• Cereme: Baskasının cezası.

• Cılga: Keçi yolu

• Cılbah: Çıplak.

• Culuh: Hindi.

• Cibil: Üzüm salkımından küçük parça

• Cıvlama: Kurşun vb. şeylerin hızlı hareketi.

• Cavlak: Suyun hızla aktığı yer.

• Cerek: Uzun ince ağaç.

• Cekkur: Ucu zincirli helkelere takılan omuza alınan odun.

• Cıfıt: Yaramaz.

• Comba: Erkek manda.

• Camız: Manda.

• Cıncıh: Cam parçası.

• Cemekli: Çift sürme demirini kazıma aleti.

• Ceç: Elenecek bugday yığını.

• Cbe: Bedava kendi gelen.

• Cüsse: Vücut

• Cimcik: Sıkmak

• Cehd etmek: Mücadele."
Cıdayı dikmek: inadı tutmak.

• Çağlak: Dik akan su.

• Çalkama: Ayran.

• Çaylak: Yırtıcı kuş.

• Çalma: Pekmez türü.

• Çened: Iki paça arası.

• Çinik: Tahıl ölçü birimi.

• Çor: Hayvanlarda bir hastalık.

• Çimmek: Yıkanmak.

• Çiftte atmak: At ve eşeklerin arka ayaklarını savurması.

• Çedik: Üzeri ve yanları açık ayakkabı.

•Çemkirmek: Yüzüne karşı haketmediği lafları söylemek. Küçük köpegin havlaması.

• Çıbıh: Çubuk.

• Çalı: Gazel.

• Çodürmek: Küçük erkek çocuklarının işemesi.

• Çoomek: Bir tarafa tartmak.

• Çölmek: Çömlek.

• Çögütmek: Bağdaş oturmak.

• Çöydürmek: Çocuklarin küçük çislerini ayakta ileri dogru yapmalari.

•  aptan düsmek: Gücünü yitirmek.

• Çelpeşik: Karışık.

• Çaptan düsmek: Gücünü yitirmek.

• Çükü düsmek: Çocukların bir şeyi isteyipte elde edemedikleri an.

• Çıkmısını atmak: Nişan bozulduğunda getirilen eşyanın iade edilmesi.

• Çatı açılmamak: Tavukların yumurtaya gelmemesi.

• Çalgı: Ahır süpürülen büyük süpürge.

• Çalarmak: Meyvaların olgunlaşmaya yönelmesi.

• Çüğmek: Fazla yüklenen eşeğin belini bükmesi.

• Çemiç: KurutulmuŞüzüm.

• Çipik: Alkış

• Çirpi: İnce ağaç dallarının toplu hali.

• Çıbartma: İnce çubukla vurulma sonucu duyulan sızı.

• Çiğt: Çekirdek.

• Çöt: Bacak arası.

• Çaşsadan: Aniden.

• Çöğdür çüş: Tahtirivallinin iki ucuna binip tartmah.

• Daarmen: Değirmen.

• Da: Değmek, dokunmak. (Eli eline damedi.)

• Daal: Değil.

• Dek dur: Doğru dur.

• Dek gelmek: Denk gelmek.

• Diir diir olmak: Vucudun bir yerinde kabartı olması.

• Dil: Anahtar.

• Dinelmek: Ayakta durmak.

• Direşmek: İnatlaŞmak, başa baş mücadele etmek.

• Dıhmak: Sokmak. (işe dıhdı)

• Doo: Dövmek. (onu bi gozel doseydin)

• Dünemek: Tavuk, kus gibi hayvanların yuvasına girmesi.

• Dımılıh: Ne soguk, ne sıcak su.

• Duluğu sirkeli: Pis, beceriksiz kadın.

• Dalı düşük: Biçimsiz duran.

• Dirliksiz: Geçimisiz.

• Dişindirik: Ata esege zincirle vurulan gem.

• Dilleşmek: Zevkle sohbet.

• Divitin: Pazen kumas.

• Dürüm: Yufka ekmeğe bir şey konularak sarılması.

• Dıhız: Tutmuş sertleşmis toprak.

• Dınlamak: Boş yere konuşup durmak.

• Dızhlamak: Dizlerinin üstüne gelmek.

• Dolukmalı: Ağlayacak gibi olmak.

• Donak: Tip, renk.

• Don: Yüzü soğuk cana yakın olmayan..

• Dongurdak: Koyunlara takılan büyük çan.

• Dallama: Kolsuz işlik türü.

• Dala vere: Alıs veriş.

• Döş: Bağır.

• Damızlık: Sağmal hayvan.

• Domuzluk: Degirmenlerde bir bölüm.

• Dıngırdak: Kuzulara takılan küçük çan.

• Densiz: Sözünü bilmeden konuşan.

• Dölek durmak: Düzgün oturup, kalkmak.

• Duudü: Balta, keser gibi şeylerin topuz tarafı.

• Dutam: Demet, el içi kadar.

• Döven: Ekin sürme aleti tahtadan.

• Daanik: Yiyeceğin dokunması.

• Deynek: Sopa.

• Dal daşşak: Donsuz çocuk.

• Daha:İste.

• Dösürücü: Dilenci.

• Depik: Tekme.

• Denelemek: Sade tahil yeyip karni sisen hayvan.

• Dembeden: Aniden.

• Daarmi: Ölçülüce kesmek.

• Daar mi: Değer mi.

• Danıma gitti: Tuhafima gitti.

• Dazgir: Yaltalanmak.

• Dalamak: Kuduz, böcek ısırması.

• Dalap: Eşeğin çiftleşme dönemi.

• Daarmi: Boyanmış bürük.

• Didiklemek: Hafiften karıştırmak.

• Eli uz: Becerikli iş bilir.

• Eli uzun: Çalmaya müsait kisi.

• Eli bol: Dağitan cömert.

• Emzikli: Emen çocuğu olan kadın.

• Evmek: Acele etmek.

• El birlik etmek: İş birliği.

• El alem: Baskası.

• Ev kuşu: Evden çıkmayan kişi.

• Ecik: Az.

• Enik: Kedi,köpek yavrusu.

• Eğirmek: Yün ve kil gibi şeyleri ip haline getirmek.

• Eke: Olgun.

• Esamesi okunmak: Sayılmak.

• Essah: Sahi.

• Elevay: Saf, beceriksiz.

• Efilemek: Hafiften esmek, rengi atmak.

• Elenti: Eledikten sonra altta kalan.

• Eşgili: Mayalı bazlama.

• Eşme: Kaynak suyu.

• Elleğam: Her halde.

• Eyağı: Kaburga kemiği.

• Ever: Evermek.

• Eşgi: Ekşi

• Ecik: Az

• Eccik: Azıcık
• Essah: Sahi.

• Ellaham: Sahi.

• Fişeklemek: Kıskırtmak.

• Fıskı: At dıskısı. Bayanlar için iltifat terimi.

• Filik: Tiftik, keçi.

• Filikli: Saçlarının önü kıvırcık kız çocuğu.

• Ferik: Genç tavuk.

• Ferãmak: dinlenmek, ferahlamak.

• Firik: Başağın olgunlaşmaya yüz tutması.

• Fol: Tavuğun yumurtlamasi için yuvaya konan yedek yumurta.

• Fakırdamak: Çok kaynamak.

• Fır dolanmak: Etraflıca.

• Füşgü: Ev sübürüldükten sonra çıkarılan çöp.

• Gayle: Merak.

• Gayıl olma: Razı olma.

• Gever: Küçük su yolu.

• Gındap: Kendir lifinden örülmüs ip.

• Gıramse: Altın.

• Guğuldamah: Deli dolu akmak.

• Gumele: Kelik, bağ evi.

• Gıcık: Tipsiz koyun.

• Gurk: Tavugun kuluçkaya yatması.

• Gecgere: Saman taşıma aleti.

• Garış: Beddua

• Gamaşık: İşin incelik yanı (gamaşığına bakma o kadar)

• Gubaşmak: Bir işi birlikte yapmak.

• Geçe: Derenin ya da suyun öbür tarafı.

• Göğünmek: Biraz yanarak, yanık izinin belli olması.

• Gocunma: Alınma.

• Goode: Gövde.

• Gonşu: Komşu.

• Goüs: Göğüs.

• Gicişmek: Kaşınmak.

• Gezegen: Çok gezen.

• Gılba: Kıble.

• Gıdık: Çene.

• Gevişlemek: Ağzı ile çiğneyip durmak.

• Gişsi: Eş, koca.

• Gırnav olmak: Kedilerin cinsi isteğe gelmesi.

• Gıhırdak: Koyun kuyruğu kavurması.

• Gubuz atmak: Keyifli sohbet.

• Gulun atmak: At eşek için ölü doğum yapmak.

• Gunnamak: At, eşek, kedi, köpeğin yavrulaması.

• Günün kulağı: Sabahın erken saatleri.

• Gada almak: Yalvarmak, hayır dua.

• Gavur: Yabancı.

• Gemini gevmek: Yokluk içinde kıvranmak.

• Gıcılamaz kağnı: Pısırık, işe yaramaz ağırdan aldıran.

• Golük: Yaşlı eşek.

• Gırışmak: Caka satmak, kibirlenmek.

• Gucenmek: Darılmak.

• Goğuncumak: Darıldığını baskasına söylemek.

• Gobel: Çocuklar için kullanılan şaka deyimi.

• Göos: Döş

• Gilik: Bulgur ve etten yapılan köfte.

• Goç: Göç.

• Guççük: Küçük.

• Gufa: Kova.

• Guver: Bırak.

• Goynek: Gömlek.

• Gurbe: Gübre.

• Gudük: Kısa çelimsiz.

• Gubarmak: Tüylerini kabartmak.

• Gubür: Evlerde süpürülen pislik.

• Gudümsüz: Uğursuz.

• Gunülemek: Baskasına yapılanın kendisine yapılmasını istemek.

• Gurk: Anne tavuk.

• Gure: Cinsi isteği olan, at-eşek.

• Gurüs : Kulakları kısa.

• Güzlük: Güzün ekilen şey.

• Güdümen: ŞimŞek gibi, pratik.

• Güverti: Yeşillik.

• Göresimek: Özlemek.

• Gözü caymak: Yüksekten korkmak.

• Gelinlik etmek: Taze gelinin saygılı davranması.

• Garez: Buğz etmek.

• Gerneşmek: Gerinmek.

• Gıytırık: Gelişi güzel.

• Gicişmek: kaşınmak.

• Geveleme: Bebeklerin çıkarttığı ses.

• Gumele: kelik, bağ evi

• Goşam: Avuç içi ile kavramak.
• Gayıl: Razı.

• Gayhılanmak: Bir tarafa ağmak.

• Gaşamak: Devrilmek.

• Garamelli: Kötü kaderli.

 

 

• Hasat: Hurda.

• Hasit: Kıskanç, pinti.

• Haydah: Olmaz, nerden çıktı anlamında.

• Hayvalanmak: Olgunlaşmaya yüz tutmak.

• Helik: Küçük taş.

• Hedaye: Hediye.

•Helotüne: Bıldırcın.

• Heyiklemek: Etrafı kontrol etmek.

• Hızmık: Arsız buğday.

• Hırtlah: Gırtlak.

• Huvarda: Hovarda.

• Hinkirmek: Burnunu silmek.

• Haylaz: Hain, kurnaz.

• Harmandan kalkmak: İflas etmek.

• Hıs: Sümük.

• Hurç: Büyük heybe.

• Habe: Heybe.

• Heri: Rica anlamında bir terim.

• Hemi: Öyle mi.

• Halleşmek: Hal hatır sormak.

• Hamaylı: Küçük Kuran.

• Hamut: Atların boynuna vurulan korumalık.

• Hırgız: Hırsız.

• Havkiyetsiz: Vefasız.

• Haylamak: Acele etmek.

• Hotul hotul ötmek: İçinden kızmak.

• Hengilim atmak: Keyifle oynamak.

• Höllük: Çocugun sarıldıği toprak. Öllük.

• Hahut: İşe yaramaz.

• Horhut: Hayali kaba yaratık.

• Haşlıh: Harçlık.

• Horanta: Ev halkı

• Hımbıl: Uyuşuk davranan.

• Hımılık: Burnundan ve genzinden soluyan.

• Hürüklemek: Aşır doldurmak.

• Höbermek: Rakibine kafa tutmak.

• Hödüllenmek: Kormak,ürpermek.

 

• Işımak: Aydınlanmak.

• Ih: çök.

• Igıldamak: Suyun belirli bir ritimde hareketli akması.

• Iramazan: Ramazan.

• İçkirlenmek: Alınmak, ağlamakla olmak.

• İsgembi: Küçük oturak.

• Ilıngaç: Cana yakin, uyum sağlayan.

• İlistir: Sapsız kevgir süçgeç.

• İşlik: Gömlek, içlik.

• Irafan: Bir çeşit at yürüyüşü.

• Ismarıç: Sipariş.

• Isgın: Ağaç sürgünü.

• Işmar: İşaret.

• Ilıngaç: Küçük bebelerin sallamaları için tarlada yapılan çatma.

 

• İsilemek: Yüzde boyunda kabarcıklar ve kızarıklıklar.

• İman tahtasI: Gögüs.

•  İbik: Kümes hayvanlarının başındaki kırmızı et.

•  İbiğinden yakalamak: En zor anında kıstırmak(deyim).

•  İşgillenmek: Süphelenmek ve huylanmak.

•  Ilistir: Sapsiz kevgir süçgeç.

• İbdi: Önce

• İbdille: Öncelikle.

• İnne: İğne

• İrezil: Rezil

• Irahat: Rahat.

• Kaat: Kağıt.

• Kele: Kızarak seslenme edatı.

• Kosnü: Köstebek.

• Kutüleme: Kütleme.

• Koy: Köy.

• Korselemek: Ateşi söndürmeye yüz tutmak.

• Köz tavası: Köz alınan ates tavası.

• Köseğe: Yanmıs, işlenmiş odun.

• Kösek: Bir şey itelemek için yapılan kalın ağaç.

• Kuskü: Demir ya da ağaçtan itecek.

• kuşluh: Yeni çikmis günes vakti.

• Kes: Ot veya nohut mercimek gibi şeylerin samanı.

• Kesmik: Samanın kalın ve iri olanı.

• Kıraç: Sulu tarıma müsait olamayan.

• Kırma: Ana babası ayrı olan. Hayvan yiyeceği.

• Kıt: Az.

• Kıymık: Buğday ve benzeri şeylerin içinden çıkan yabani ot.

• Kızan: Dişi köpeğin cinsi isteğe gelmesi.

• Kirman: Kendir eğirme aleti.

• Kip: Tam oturmus.

• Krık: Esek yavrusu.

• Kintik: Parmakla sert vuruş.

• Kişkilemek: Köpeği saldırtmak.

• Kiritmek: Ayakta çirkin duruş.

• Kubat: Kaba.

• Koltuhlamak: Destek vermek, arka çıkmak.

• Kıvık: Aralıksız az açık.

• Kesim almak: Kabala almak.

• Kesim kesmek: Anlaşmak.

• Kadirlik etmek : Bilmeden zarar etmek.

• Kümük: Dişi çürük, dökük.

• Kayiş atmak: Söz verip yapmamak.

• Kafa dutmak: Direnmek.

• Kemiği sararmak: Ekeleşmek.

• Kuyruk sallamak: Yaltaklanmak.

• Kara soyha: Zarar veren hayvan.

• Külek : Yağ basılan tahta çanak.

• Kerç: Bilipte bilmemezden gelerek alay etmek.

• Kirtik: Küçülmüs sabun.

• Kahrimen: Başı dertten kurtulmayan.

• Kocabaş: Şeker pancarı.

• Koynek: Atlet,içten giyilen.

• Kabala: Bir işin inceliğine bakmadan alınması.

• Kapçık: Yemişlerin kabuğu.

• Kerme: Hayvanın kuruyan pisliği. Yakacak.

• Löbet: Nöbet.

• Lov: Dam pekitmek için kullanılan yuvarlak sert taş.

• Mahat: Oturulan tahta somya.

• Malamat etmek: Rezil etmek.

• Masi: Önemsemek. (adamı masimiyon)

• Marim: Meğer.

• Misir: Mısır.

• Müzümsüz: Lüzumsuz.

• Malağma: Saman ve dene karışımı.

• Mankafa: Aptal, sersem.

• Mangırmak: Manda bağırması.

• Mangıraşı: Bir tür çorba.

• Marisem: Meğer.

• Mayışmak: Zevkle kendinden geçmek.

• Mazarat: Yaramaz.

• Maççalı: Rezil.

• Melefe: Yorgan yüzü.

• Meresi: Hayvanların yaşı.

• Mezbele: Cıvık çamur.

• Mıhla: Soğan veya patetes yemeği. Çivile.

• Möhüm: Mühim.

• Mındar: Murdar.

• Mudara: Emanet duran sey.

• Müzevir: Dedi koducu, iki yüzlü.

• Malamat etmek: Rezil etmek.

• Mustur: Yalandan,alingan.

• Mısmıl: Kesilmiş hayvan.

• Mantı: Sarımsaklı yoğurtlu kesilmiş hamur yemeği.

• Mayıl mayıl bakmak: Üzgün utangaç bakmak.

• Mayası bozuk: Adi.

• Mintan: Gömlek.

• Mücürüm: Meyve eziği.

•Mahasime: Önemseme.

 

• Neşaal: ne sekil.

• Nebiim: Ne bileyim.

• Namtı: Sapsız bıçak.

• Nacak: Küçük balta.

• Narpuz: Yabani nane.

• Navrak: Yüz, çehre.

• Nahas: Hayralo, bu nasıl oldu.

• Navruz: Bahar çiğdemi.

• Naziyo: Ne gezer(naziyo anam heç yoh ondan).

• Noda: Üstü topraklanmiş, artık saman yığını.

• Osüz: Öksüz.

• Okuntu: Şekerle yapılan davet.

• Oklağaç: Oklava.

• Oylum: Bölüm kısım.

• Oku yiğinli: Patavatsız, oturaklı değil.

• Osuruğu cinni: Kötü öğüde kanıp sinirlenen.

• Osuruğu düğümlenmek: Korkudan ödü patlamak.

• Omaç: Pekmez veya yumurtanın ekmek ufağiyla karıstırılması

• Oğorsek: İneğin çiftleşme zamanının gelmesi.

• Öndüç: Ödünç.

• Öta: Öteki.

• Ömür iyasi: Çekilmez birisi.

• Özemek: Suyla karıstırılp olur hale getirilmesi.

• Öpçe: İnat.

• Örklemek: Hayvanların yere kazıkla bağlanması.

• Örselemek: Severek eziyet etmek.

•Öğseği: Yanmış odun.

 

 

• Pendir: Peynir.

• Peşkir: Havlu.

• Perçem: Kekil.

• Poküs: Boks.

• Peyke: Köşe.

• Peydah: Çıkmak,oluşmak.

• Pilo: Pilav.

• Pavlüke: Fabrika.

• Pütür: Bir şeyin üzerinin hafif dikenimsi olması.

• Putu kırılmak: Mat olmak.

• Pelver: Salça.

• Pahla: Bakla

• Petni: Ahırdaki hayvan yemliği.

• Pöçük: Kalça kemiklerinin birleştiği yer.

• Pürpürüm: Semiz otu.

• Pohpohlamak: Şişirmek,salıyana getirmek.

• Poşma: Tavan.

•  Saab: Sahip.

•  Sifinleme: Kazıma.

•  Selbes: Serbest.

•  Seme: Saf.

•  Semer: Eşeklere vurulan ağaç çatma.

•  Sıyırgi: Kar sıyırma aleti.

•  Sorutmak: Dikelmek.

•  Sapa: Ters yol.

•  Saho: Parke.

•  Sömelek: Çocuk kundağı.

•  Sãy: Sahi.

•  Somak: Mısırın taneleri alındıktan sonra kalan kısmı.

•  Semelek: Aptallaşmak.

•  Seyis: Erkek keçi.

•  Sıracalı: Pis beceriksiz.

•  Sakalı ağarasıca: Latifeden beddua.

•  Sarım gürüm olmak: Sevmek, çabuk kaynaşmak.

•  Sevindirik olmak: Çok sevinip ne yapığını bilmemek.

•  Sinini sulamak: Geçmislerine küfretmek.

•  Sağsak: Koyunun arkasındaki yaşlık.

•  Salaca: Tabut.

•  Sası: kokmuş, soğan sarımsak kokutması.

•  Samranmak: Uykuda konuşmak.

•  Savuşturmak: Atlatmak, uğurlamak.

•  Seğirtme: Koşma, saldırma, yetişmeye çalısma.

•  Seki: Oturulan yer makat.

•  Seklem: Şeker çuvalının büyüğü.

•  Sokum: Lokma.

•  Sonak: Yufka ekmeği kaşık şeklinde yaparak banmak.

•  Soyha: Zararlı nesne.

•  Söye: Kapinin kenar agaci. Yan durmak.

•  Susma: Yumruk.

•  Sünepe: Uyuşuk, yapışkan.

•  Sümtük: Pis boğaz.

•  Sündürmek: Uzatmak çekmek.

•  Sıtkını sıyrmak: Artık güvenmemek.

•  Serpelemek: Ara ara su vermek.

•  Serpenek: Damların gölgeleyen kısmı.

•  Seyip: Sahipsiz hayvan.

•  Sığıç. Baskasının yanında yaşayan.

•  Sırım: Deriden ip.

•  Sırınsı: Sert ağaç.

•  Siğmek: Eşeklerin dikelmesi. Ayakta küçük çis.

•  Samıtmak: Yarı uykulu süzülmek.

•  Seleveden: Bedavadan.

•  Sini: Tepsi.

•  Sumsuh: Yumruk.

•  Suvatlama: Ovmak.

•  Suvan: Soğan.

• Saho: Ceket.

• Sirke:Bit yumurtası.

• Süyem:Baş parmakla işaret parmağı arası.

• Salah: Ham kavun.

• Selamat: Tenha.

 

• Şarhada: Şımarık.

• Şibermek: Sımarmak.

• Şaplah: Tokat.

• Şavlar: Pantolon.

• Şıvga: Taze ağaç dalı.

• Şinafat: Üzüm ezilen tekme.

• Şelek: Sırtta taşınan odun topluluğu.

• Şıltak: Numaradan bağırıp çağırma.

• Şimşir: Güzel.

• Şikar: Naz.

• Şire: Üzüm suyu.

• Sıllıh: Düzensiz kişi.

• Sam ağızlı: Lüzumsuz konuşan.

• Şamar: Tokat.

• Şına: At arabası tekeri demiri.

• Şipelek: Aceleci.

• Şafahlamak: Birden karsına çıkmak.
• Şelve: Işık hzmesi.

• Şarbutlu: Ağzı salyalı.

• Şaya: Duyurmak.

• Şefil: Kaynatılmış tahılın suyu.

• Tomurgu: Büyük testere.

• Tor: Acemi, tor sıpa gibi.

• Teker atmak: Engellemek.

• Tekleme: Engellemek.

• Toh: Köpek tasması.

• Tosga: Erkek manda.

• Tınaz: Savrulacak tahıl yığını.

• Tabana doru: Yaya.

• Temek: Ahırda gübre atılan delik.

• Tülek: Geçimsiz, tüyü dökük.

• Tahtambeç: Tahtadan yapılmış somya.

• Tonkurdak: Koyunlara takılan çıngırdak.

• Türemek: Üreyip çoğalmak.

• Tezmek: Birden parlamak.

• Terki: At, eşek binicisinin arkasındaki yer.

• Tor: Acemi.

• Toplu: Pencere.

• Tokaç: Elbise yıkamak için yassı ve topuzlu ağaç.

• Tille: Baston.

• Tüken: Dükkan.

• Tavatır: Çok iyi.

• Tavralanmak: Caka satmak.

• Ufra: Hamur açarken atılan un.

• Uğundurmak: Ağlayarak kendisinden geçmek.

• Uruplağa: Tahil ölçme birimi.

• Urum: Rum.

• Uçuhlama: Korkmak.

• Üskele: Soğan cinsi.

• Üleş: Hayvan ölüsü.

• Üleşmek: Bölüşmek.

• Ürümek: Havlamak.

• Üsbelemek: Israr etmek.

• Ütüzlenmek: Ortalıkta gereksiz yere dolaşmak.

• Üvez: Küçük sinek.

• Ütmek: Bağ sürgesi.

• Üğütmek: Bugdayı un etmek.

• Verep: Yokuş bayır.

• Vazalak: Ukala.

• Yadırgı: Yabancı.

• Yarnım: Sırtım.

• Yirik: Yırtılmış göz dudak.

• Yordam: Usül.

• Yoz: Koyun sürüsü.

• Yuurük: Yeni çiftleşmis koyun.

• Yumuş: Emir.

• Yülümek: Kazımak.

• Yolma yolmak: Bitkileri el ile koparmak.

• Yelikmek: Şımarmak.

• Yuha: Derin olmayan.

• Yan: Toprak evlerde uzatılan büyük ağaç.

• Yastılık: Yatsı vakti yenilen.

• Yavıncımak: Yalvarmak, melülleşmek.

• Yayhalamak: Su ile sallamak, temizlemek.

• Yazgı: Alına yazılan.

• Yazılmak: Serilmek.

• Yazı yaban: Yerleşim dısı yer, arazi.

• Yien: Yeğen.

• Yel: Ağrı, sızı.

• Yerinmek: Sitem etmek, razı olmamak.

• Yellemek: Kötü ise birini tahrik etmek.

• Yelmek: Koşuşturmak.

• Yeldirmek: Koşuşturup, yormak.

• Yellendirmek: Destekli sallamak.

• Yalabımak: Yıldırm görüntüsü.

• Yalaka: Dazgir, yağ çeken.

• Yamaç: Karşı.

• Yalak: Köpeklerin yal yediği kap.

• Yal: Köpek yiyeceği.

• Yunaklık: Köy ortasındaki çamasır hane.

• Yılık: Gözü şaşı.

• Yılgın: Su kenarlarında biten ağaç türü.

• Yusek: Yüksek.

• Yuvallah: Yuvarlak.

• Yeğni: Hafif.

• Yeğin: Çok.

• Zabanan: Sabahleyin.

• Zikke: Hayvanın bağlandığı yere çakılan demir kazık.

• Zerdali: Kayısı ağacı.

• Zabınnamak: Zayıflamak.

• Zibindirik: Bir şeyden çok olup işe yaramaz hale gelen.

• Zağar: Küçük köpek.

• Zağlatmak: Kaymasını kolaylastırmak itmek.

• Zöfür: Sahur.

• Zerze: Kapı kilidi.

• Zıbık: İri hayvan gibi.

• Zıbığıçıkık: Ayarsız.

• Zırıl:İri, çirkin.

• Zıro: İri.

• ZIlgıt: Terslemek, hareket etmek.

• Zibil: İşe yaramaz, çok.Ahırrlardaki hayvan pisliğinin yayvanlasması.

Zingirdemek: Titreşim yaparak ses çıkarmak.
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
Sitede emeği geçenler :
Ergün COŞKUNSOY - Buğra COŞKUNSOY
Bu sitenin yapımında kullandığımız bilgi ve belgelerin hazırlanmasında emeğini esirgemeden araştırmış olduğu kaynakları bize vererek yardımcı olan Habib COŞKUNSOY'a teşekkürlerimizi sunarız.