.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
     
 
 
 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
TARİHÇE

 

Anadolu'da muhtelif tarihlerde çeşitli kavimlerin hüküm sürmesi, beylikler imparatorluklar kurması ve bizim yörenin de bu ulusların savaşlarına sahne olduğu katıdır.

Yöremiz üç ilin arasında kalması münasebetiyle Yozgat, Tokat ve Sivas illerinin tarihi akışına göz atmamızı gerektirmiştir.

Turhal kalesinde mevcut olan iki kitabenin Sümer yazısı ile yazılı olması, bölgenin Sümerlerin himayesinde olduğunu göstermektedir. Sümerler M.Ö.3000 yıllarında yaşadıklarına göre Yozgat kronolojik tarihi İlk Tunç çağını göstermektedir.

M.Ö.2000-1900 yıllarında Yozgat, Çorum, Amasya, Tokat ve Sivas Hititlerin yönetimine kalmıştır. Her ne kadar Yozgat tarihinde Eski Hitit Krallığı M.Ö.1650-1460 olarak gösteriliyorsa da bizi her iki bölgenin tarihçesi de ilgilendirmektedir. M.Ö.1320-1288 yıllarında Anadolu'ya Etiler yerleşmiştir.

Yozgat'ta Etiler'e ait kalıntılar yoktur. Erbaa yakınlarında Horoztepe ve Kazova da Eti devri seramik eserlere rastlanmaktadır. Eti Kralı Murşil'in kitabeleri mevcuttur. Etiler ve Kasgalar Zile, Turhal sınır boylarında çarpışarak bu bölgenin sık sık el değiştirmesine sebep olmuştur.

Anadolu'nun batısından gelen Frigler Kasgalar'la birlik olup Etileri Fırat boylarına itmiştir.

Frigler Amasya, Çorum, Yozgat, Tokat olmak üzere Anadolu'ya hakim olmuşlar. Kasgalar ise Kelkit dolaylarına çekilmişler. Turhal, Tokat, Amasya Sivas çevrelerine Asurlular M.Ö.676 yıllarında Frig Krallığının yıkılmasıyla Kimmerler'in üstünlüğü başlamış.

Yozgat'ta M.Ö.600-546 Lidya egemenliği sürerken aynı tarihlerde M.Ö.612 Tokat, Turhal yöresinde Medler'in hakimiyeti görülmektedir.

M.Ö.546- Bütün Anadolu'yu İran asıllı Persler'in yönetimi altına aldığı görülmektedir. M.Ö.334 sona ermiştir.

Makedonyalı İskender Yozgat bölgesini M.Ö.334, Tokat- Turhal –Zile bölgesini M.Ö.336 Persler'i Anadolu'nun doğusundan gelerek bozguna uğratmıştır.

M.Ö.280-85 yılları arasında Yozgat'ta Galatlar dönemi başlamış ancak Yozgat'ın doğusuna geçmemektedir.

Kadışehri bölgesine Roma İmparatorluğuna kadar Sivastaki Aryatlar ile kuzeydeki Pontuslar'ın egemen olma ihtimalleri yüksektir.

M.Ö.50-48 yıllarında Roma İmparatoru Sezar' la Pontuslular Zile 'de çarpışmışlar. Zile'deki kalede Sezar'ın yazdırdığı kitabede “Veni-Vidi- Vici” yazısı hala mevcuttur.

Roma İmparatorluğu M.S.395 yılına kadar hüküm sürmüştür. Bu tarihte Doğu ve Batı diye ikiye parçalanan Roma'nın, Kadışehri doğusunda kalmaktadır.

Bu tarihlerden sonra Bizans Anadolu'ya hakim olmaya başladı. İranlı Sasaniler ve Müslüman Araplar akın ettilerse de başarılı olamadılar.

1071'de kazanılan Malazgirt zaferinden sonra Anadolu kapıları Türklere açıldı.

1075'te Anadolu, Kutalmışoğlu l.Süleyman Şah'ın komutanlığındaki Selçuklu Türk Oğuz orduları tarafından fethedilmiştir.

Bu çevreyi fetheden orduya Artuk Bey'in komuta ettiği söyleniyorsa da, Amasya ve Yozgat tarihinde Danişment oğullarından Danişment Gazi'ni komuta ettiği yazılıdır.

Danişmentoğulları, 12.yüzyılın sonlarında ll.Kılıçarslan tarafından kaldırılarak Anadolu Selçuklu Sultanlığına girdi.

Anadolu Selçuklu Sultanlığı 1243 tarihinde Kösedağ'da Moğollardan aldığı darbe ile onların boyunduruğuna girdi.

1256 tarihinde Tokat ve Yozgat çevresinin Gıyasettin Mesut ll'nin Kayseride ölmesiyle, Anadolu'nun bir çok kısmını işgal eden İlhanlılar'a bağlandığı anlaşılıyor.

Sivası merkez yapan vali Demirtaş kendisi yerine kayınbiraderi Ertena'yı bırakıp Mısıra kaçınca, Sivas'ta Eretna devleti kuruldu.

1381 tarihinde Kadı Burhanettin Devleti kuruldu. Akkoyunlu hükümdarı Osman Bey tarafından öldürülünce Sivaslılar memleketi Yıldırım Beyazıt'a teslim ettiler.(1393)

1402 yılında Timur' la Yıldırım Beyazıt arasında çıkan savaşta Beyazıt yenildi.

1696 yılında Osmanlının aldığı bir kararla Mamalı Türkmenleri Yozgat'a yerleştirildi.

 

Bozok adı:

Boz Ok, bilindiği gibi 24 boydan meydana gelen Oğuz elinin on iki boyunun umumi adıdır.

Boz Ok oğuzların askeri teşkilatında Sağ Kolu, Üç ok ise Sol Kolu meydana getirmekte idi.

Boz Ok'lar Yozgat ve çevresinde yurt tutarken, Üç Oklar da Çukurova'da yurt tutmuşlardır.

1234 yılında Selçuklu ordusunu mağlup eden Moğollar 1256 yılından itibaren Anadolu'da işgal kuvvetleri bulundurmaya başladılar. Ulu Yörük denen toplulukların bir kısmının Kara T atar olduğu tahrir defterinde belirtilmektedir.

Timur 1404 yılında Kara tatarları Anadolu'dan giderken geri götürmek istemişse de bazıları kaçarak tekrar Yozgat ve çevresine yerleşmişlerdir. Bunlara Cunkar (Ca'ungar) da denilmektedir.

Kara Tatarların gitmesinden sonra Oğuz Elinin Boz Ok koluna mensup Dulkadirli Türkmenleri tarafından Yozgat havalisine yerleşerek Boz Ok adını taşımaya devam ettiler.

 

Boz Ok havalisine yerleşen Türk boyları şunlardı:

Kızılkocalu, Salmanlu, Ağçalu, Çiçeklu, Zakirlu, Mes'udlu, Ağça koyunlu, Kavurgalu, Demircülü, Söklen, Hisar Beglü,

Tatar Oymakları:

Bugünkü adı Yozgat olan Boz Ok sancağı 1558-1559 tarihli deftere göre, Faruk Sümer'in Bozok tarihine dair araştırmalar kitabında, Boz Ok ve Akdağ olmak üzere iki kadılığa ayrılmaktadır.

Bozok'kun nahiyeleri şöyle; Yukarı Kanak, Alikı, Akdağ, Boğazlıyan, Emlak, Gedik ve Çubuk teşkil etmektedir.

O günkü defterde kayıtlı olan bir çok köy bu gün zikredilmemektedir.

Hisar Beglü Türk oymağında Boyalık, Ozan, Eynelli gibi ekinliklere rastlanmakta olup, Kızılkocalu oymağına ait Şarkışlaya bağlı Kızılırmak yakınlarında İsa Bey'in yurdu olarak zikredilir.

1807 yılında Bozok'un ilçeleri: Büyük ve Küçük Salmanlu, Akdağ, Budaközü, Sorgun, Emlak, Gedik, Çubuk, Boğazlıyan, Kızılkocalu, Çepni Cunkar (Karahisarı Behramşah).

Ancak Kızılkocalu oymağına bağlı yerler bugünkü Yerköy, Şefaatli, Yozgat, Musabeyli taraflarını içine almaktadır.

Başka bir tarihi kaynakta ise Şambayadı oymağı, o zamanki adı Gedük bugünkü adı Şarkışla olan Sivas ilçesidir. Şarkışlaya bağlı Çepni köyü Kızılkocalu oymaklarından İsa Bey'inyurdudur.

Karahisarı Behramşah olan bugünkü Muşallim Kalesi Köyü Bozok Sancağını teşkil ettikten sonra Osmanlının son zamanlarına kadar nahiye olarak kalmıştır.

16.yüzyılda Bozok idari taksimatına göre Çepni de, bu günkü Çepni köyü (Memiş Bey Oğlu Şah Memed'in tımarı) 36 Türk, 48 Ermeni gözükmektedir.

Bağçacık, bugünkü Bahçecik köyü de tımar olarak yer almaktadır.

 

Sonuç:

Kadışehri ve civarı büyük yerleşim merkezlerinden olmayıp, Hitit, Roma, Bizans Beylerine ait olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Çevredeki yerleşim yerlerine bakıldığında Deveci dağlarının kuzeyinde; Maşat, Hatip Pınarı, Boztepe gibi yerlerde Roma ve Bizans taşları görülmektedir. Çeltek Köyünde Roma mezar stelin'e rastlanmakta olup değişik yerlerde kompozit, ionik, korint sütünlar bulunmuktadır.

Kadışehri ve civarında da bu tip örnekler mevcut olmakla, Hüyük, Tümülüs ve gözetleme Hüyükleri fazlasıyla mevcuttur. Akçakale'de bulunan kuyu ve merdivenler, Yakacık Köyündeki mağara Roma devrini izah etmektedir. Karamağara'da Sulusaray'da Romalı'lara ait han ve hamamlar mevcuttur. Çevrede sıkça rastlanan zahire küpleri Hitit ve Pontusların varlığını ispat etmektedir.

Türkler zamanında ise Kösedağ savaşından sonra Selçukluların yenilmesi üzerine 1256 yılından itibaren bölgeye Moğol ve Tatar oymaklarının yerleştiği bilinmektedir. İlçe merkezinde bulunan mezar taşları, Kesik Köprü adını alan Çekereksu Irmağının üzerine kurulu olan köprü ve han Selçuklulara ait eserlerdir. Ticaret yollarını geliştirmek maksadıyla Keyhüsrev Bini Keykubat vadiyle kral hatunlarının melikesi Mehpare Han Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Ankara savaşın da Timur'un bugünkü Sulusaray da Pompe tarafından kurulan Sebasta Polis'i yakıp yıkarak Ulu Yol'u kullanarak Karamağara'da eğleştiği kaydı gerçektir.

Yakacık Köyü'nün bu günkü bulunduğu mevkinin durumuna bakıldığında Armutludan başlayan eski yerleşim, dere boyunca Çamdede'ye kadar uzanmaktadır. Erikdede'den Çamdedeye kadar mezar yerleri tespit edilmiştir. Kılıçoğlu deresinin üzerindeki kayalıklarda mevcut olan mağara Roma mimarisi özelliği göstermektedir. Yukarı mahallede bulunan yakın bir tarihte kapatılmış olan su kuyusunun kimler tarafından açıldığı bilinmemektedir. Bu günkü cami duvarının çevresinde bulunan mermer sütunların kuyunun yanındaki soku taşı ve yakınındaki Maholar'ın evinin önünde bulunan sütunla benzerlik göstermesi muhtemelen orada bir kilisenin varlığını işaret ediyor. Çünkü caminin çevresindeki sütunların oradan getirildiği rivayet edilmektedir. Köyün çevresindeki arazide bolca madeni Hitit paraları ve malzemelere rastlanmaktadır.

Ak Mezar:Selçuklular döneminde Akmezar mevkiinde bulunan mezarlığın Müslüman mezarlığı olması ve yine yakınında geçmekte olan özün yanında bulunan büyük kaya parçaları (bugünkü köyde musalla taşı olarak kullanılan büyük siyah kaya oradan nakledilmiştir 80'li yıllarda) Roma hamamı olma ihtimalini de yansıtmaktadır. Çok eskiye dayandığı kesin. Çünkü bu ova zamanla dağlardan inen humuslarla dolduğundan bu işlenmiş kayalarda çok derinden çıkmaktadır selin dereyi oyması münasebetiyle.

Sülüman Kayası: Bu bölgeye adını veren bu yüksek kayanın içine doğru giden mağara ve duvar şekli diğer Hitit eserleriyle benzerlik göstermektedir. Yakınında bulunan mezarlık ise yakın bir tarihe ait olup müslüman mezarlığıdır. 1900'lü yılların başına kadar yakınında Şekirler sülalesinin yaşadığı sonradan şimdiki köye taşındıkları bilinir. Bir rivayette de 1920'li yıllara kadar Yörüklerin çadırlarla yazın gelip kışın taşındıkları rivayet edilir. Diğer bir rivayette yazın Deveci Dağlarına yerleşen göçebe Yörüklerin kışın bu bölgeye geldiği söylenir. Ve cenazelerini buraya gömdükleri bilinir. Ulu Yol üzerindedir.

Eski Yakacık: Burada halen köyümüz halkından olan Karakürtler sülalesi yaşamakta olup, 1850'li yılların başında şimdiki köye taşındıkları bilinmektedir. Ancak mezarlığın büyüklüğüne bakıldığında bir sülalenin mezarlığından ve yerleşiminden çok fazla ve daha eski görüntü arz etmektedir.

Tüm bu yaklaşımlardan yola çıkarak bakıldığında bu mezarlıkların sahipsiz olması akla Timur'un Ankara savaşından dönerken Tatar oymaklarını toplayıp götürdüğü ve bu köylerinde Tatar (Ulu Yörük) olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Ki; hiç kimsenin köyünü hep birden terk edecek kadar lüksü yoktur o dönemlerde. Köy büyüklerimize sorduğumuzda sağlam kaynak olmasa da Ulu Yörüklerin yaşadığı tevatür yoluyla bu günlere kadar geldiği belirtilmektedir.

Boş kalan bu ovaya sonraları Osmanlı döneminde hayvancılıkla uğraşan Yörük kabileler gelip, konar göçer olarak yerleşmeye çalışmışlarsa da her tarafın sular altında olmasından dolayı hayvancılığa elverişli olmayışı nedeniyle sık sık terk etmek zorunda kalmışlardır.

Çünkü Osmanlı dönemi Tokat Tahrir defterine göre 1485 Çepni (Karahisarı Behramşah) Zileye bağlı nahiye olarak verilmiş olup, bu nahiyenin birimleri yazılı olarak elimize geçmiş ise de Yakacık ismine rastlanmamıştır. Ve bu bölge boş gözükmektedir.1800lü yılların sonuna doğru 1877 Osmanlı-Rus harbi sonunda bölgeye Erzurum ve Gümüşhane dolaylarından Türk kabilelerinin çevre köylere ve buraya yerleştiği görülmektedir.

Ancak, bu günkü Yakacık köyünde 1900'lü yılların başına kadar gayrimüslim nüfusun varlığından söz etmek mümkün olabilir. Kılıçoğlu mevkiinde Ermenilerin yaşadığı yakın tarihe kadar bilinmektedir. Muhtemelen bu bölgeye Balkanlardan gelen göçmenlerle birlikte Ermenilerin de Yozgat havalisine göç ettiği bilinmekte olup, sonradan yerleştiği kesin hüküm olmamakla anlaşılmaktadır. Yaşlıların rivayetine göre bu bölgeye de adını veren Kılıçoğlu bir Ermeni beyidir. Orada bulunan Armutlu mevkiindeki üzerliklerin bulunduğu yerde bir mezarlığın varlığı anlaşılmaktadır. Çünkü tarih bilimcilere göre bir yerde üzerlik otunun bitmesi için o toprakta insan bedeninin çürümesi ve üzerinden hayli yıl geçmesi gerekir. Bu günkü yakacık köyüne ait mezarlığın Koçaş yolu tarafında bulunan mezarların sahiplerinin bilinmediği kıble istikametinin yanlış olduğu ve üzerinde üzerlik otunun yoğun olması da dikkat çekicidir. Yani aynı bölgede ayrı ayrı iki kabilenin yaşadığı büyük ihtimal Rumların göç etmesinden sonra çevre köylerden Türk sülalelerinin yerleştiği anlaşılmaktadır. İleriki bölümlerde şu an köydeki sülalelerin nereden geldiğine baktığımızda Yakacık Köyü'nün sonradan yani 1800lü yılların başından itibaren yerleştiğini göreceğiz. Akdağ tarafından gelen kabilelerin Dulkadiroğulları'nın Anadolu'ya yayılışı ile bağlantısı isabetlidir.

Yakacık Köyü 1921 yılında Devecidağı ilçesine bağlı olarak Tokat'a bağlanmıştır. Tokat nüfus binasında o yıllarda yangın çıkmasından dolayı hiçbir belgeye ulaşılamamaktadır.

 
.:: YAKACIK KÖYÜ WEB SİTESİ ::.
Sitede emeği geçenler :
Ergün COŞKUNSOY - Buğra COŞKUNSOY
Bu sitenin yapımında kullandığımız bilgi ve belgelerin hazırlanmasında emeğini esirgemeden araştırmış olduğu kaynakları bize vererek yardımcı olan Habib COŞKUNSOY'a teşekkürlerimizi sunarız.